Video İzle

Sunuş

Hayal ettiğimiz her şey gerçektir.

Nurten Öztürk son dönem fizyogram çalışmalarını “Spectrum” başlığı altında yorumlamış.

Yıllar önce doğa fotoğraflarını resmederken objektifini adeta bir resim fırçası gibi kullanıyordu. Bu ekspresyonist yaklaşımlarında yine kendisine has duygu yüklü deklanşör hamleleri izliyorduk. Zaman geçti; Nurten Öztürk içindeki coşkuyu artık “soyut denemelerle” gözler önüne seriyor. Değişmeyen tek şey; bizleri götürdüğü o ışık cenneti…

Son Spectrum seçkisinde adeta bir içe kapanma sonrası patlayan ışık oyunlarını izliyoruz.

Baktığımda, seçkiye dair söyleyebileceğim bir çok tanımın içinde “Cesur” kelimesi bana göre biraz daha önde duruyor.

Nurten Öztürk bu çalışmasında var olanın ötesinde, var olmayanı veya görünmeyeni tasvir etmiş.

Realist resim sanatı, fotoğraf makinesinin icadından bu yana ne denli zorlandıysa Öztürk de geldiği bu noktada resmettiği kadrajlarda, bir yandan teknolojinin imkanlarından faydalanırken, diğer yandan resme, içindeki gizli saklı şiirleri açığa çıkararak yardım ediyor.

Bu cesur tavrında kendine uygun gördüğü dili oluştururken doğayı, hayatı, ışığı bir sanat nesnesi olarak yeniden biçimlendiriyor. Renk ve “an” ayrımları altında gruplandırdığı Spectrum seçkisinde istediği gibi imgeleri değiştiriyor, doğayı ve ışığı yeniden yaratıyor. Üstelik bunu yaparken belki de sadece kendisiyle hesaplaşıyor.

Ben bütün bu fotoğraflara baktığımda Marc Chagall’ın “Ruh özgürleştikçe, resim soyutlaşır” deyişini hatırlıyorum.

Doğanın anlatılamaz bir sanat eseri olduğunu kabul edersek, Sayın Öztürk bu ritüelde kamerasını bir tanık edasıyla kullanıyor.

Kirkor Sahakoğlu

© 2020, Nurten Öztürk - Tüm hakları saklıdır.